DOĞRU YOL PARTİSİ:

5/6/2000 · Kategori: dyp

DOĞRU YOL PARTİSİ


1983 PROGRAMI
1983
Doğru Yol Partisi (DYP) 23 Haziran 1983'de, 1960 ve 1980 müdahaleleriyle kapanan Demokrat Parti (DP) ve Adalet Partisi (AP) misyonunu sürdürmek amacıyla kuruldu.
 
DYP'nin ilk genel başkanlığını Ahmet Nusret Tuna yaptı. (28.06.1983-07.07.1983) Tuna'nın, Milli Güvenlik Konseyi tarafından veto edilmesi üzerine yerine 11 Temmuz 1983'de Yıldırım Avcı getirildi. DYP 'nin 14 Mayıs 1985 yılında yapılan büyük kongresinde Hüsamettin Cindoruk genel başkan seçildi. Siyasi yasakların 6 Eylül 1987 referandumuyla kalkması üzerine genel başkanlıktan ayrılan Hüsamettin Cindoruk'un yerine 24 Eylül 1987'de toplanan olağanüstü kongrede Süleyman Demirel tek aday olarak genel başkan seçildi. Demirel'in, Turgut Özal'ın vefatından sonra 16 Mayıs 1993'te TBMM'de Cumhurbaşkanlığı'na getirilmesi üzerine Mehmet Gölhan tarafından vekaleten yürütülen genel başkanlığa 13 Haziran 1993 tarihinde Prof. Dr. Tansu Çiller getirildi.

Partinin kuruluşunda hazırlanan bu programdan sonra, 23 Haziran 1998'de "II. Demokrasi Programı" başlıklı yeni bir program açıklandı. "II. Demokrasi Programı", Nisan 2001'de dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeler dikkate alınarak güncelleştirildi.
 

Doğru Yol Partisi'nin (DYP) 1983 tarihli Programı'nın "Temel Düşünceler", "Cumhuriyetin Temel Müesseseleri" ve "Ekonomik Düzen" başlıklı 1, 2 ve 3. bölümleri şöyle:

DOĞRU YOL PARTİSİ
PROGRAMI

Doğru Yol, Cumhuriyet'tir.
Doğru Yol, Milli Mücadele'dir.
Doğru Yol, Demokrasi'dir
Doğru Yol, Milli Misak'tır.
Doğru Yol, Milli Hakimiyet'tir.
Doğru Yol, Milli İrade'dir.
Doğru Yol, Millet Üstünlüğü'dür.
Doğru Yol, Milliyetçilik'tir
Doğru Yol, Milli Birlik'tir.
Doğru Yol, Vatanı Sevmektir.
Doğru Yol, İmandır.
Doğru Yol, Manevi Değerlere İnançtır.
Doğru Yol, Laik Türkiye'dir.
Doğru Yol, İnsan Haklarına Saygı'dır.
Doğru Yol, Sevgi'dir.
Doğru Yol, Atatürk'ü Anlamak'tır.
Doğru Yol, Refah Devleti'dir.
Doğru Yol, Kalkınma'dır.
Doğru Yol, Yapıcılık'tır.
Doğru Yol, İnşa'dır.
Doğru Yol, Sanayileşmek'tir.
Doğru Yol, Tarım Reformu'dur.
Doğru Yol, İmar'dır.
Doğru Yol, Adil Gelir Dağılımı'dır.
Doğru Yol, Sabır'dır
Doğru Yol. Selamettir.
Doğru Yol, Adalet'tir.
Doğru Yol, Hak Yolu'dur. Millet Yoludur.

BİRİNCİ BÖLÜM
TEMEL DÜŞÜNCELER

GAYE

MADDE 1 - Doğru Yol Partisi, milli iradeyi üstün irade, nihai karar mercii olarak saymak ve saydırmak.

Milli birlik ve beraberliği, ülke, bütünlüğünü, insan haklarına saygılı, milliyetçi, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak kurulmuş bulunan Türkiye Cumhuriyetini, demokratik rejim ve parlamenter düzeni korumak ve kollamak;

Hür ve demokratik nizam içinde vatandaşın ve devlet güvenliğini sağlamak;

Milletin haklarının, milli, manevi ve tarihi değerlerin savunucusu ve onlara sahip çıkmak;

Kalkınmayı hürriyet içinde, medeniyetçi ve hamleci bir anlayışla sağlamak;

Sosyal adaleti gerçekleştirmek, sosyal güvenliğe bütün vatandaşları kavuşturarak çaresizliği ortadan kaldırmak, refahı tabana yaymak ve böylece fukaralığı ve işsizliği sona erdirmek;

Türkiye'yi ezilmeyen horlanmayan, korkmayan, başı dik, yarınından emin hür insanların yaşadığı bir ülke, Türk Devletini güçlü, sayılan, dostluğu aranan bir büyük devlet yapmak gayelerini gerçekleştirmek;

Hürriyet, adalet, huzur ve refah içinde bir millet; güçlü. büyük bir ülke hedeflerine varmak için millete ve vatana hizmet etmek Doğru Yol Partisi'nin kuruluş sebebi ve gayesidir.

KİŞİNİN TEMEL HAKLARI

MADDE 2 - İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ifadesini bulan kişi haklarının ve temel hürriyetlerinin gerçekleşmesi ve korunmasını zaruri görürüz.

MADDE 3 - Kişinin, insan haysiyetine yaraşır, dokunulmaz, vazgeçilmez, ihlal edilemez haklarının bulunduğu, bu hakların ve bunları kullanma yetki ve hürriyetinin Devletin kesin teminatında bulunduğu, kişi güvenliğini, hürriyetlerin tamamı veya bir kısmını feda etmeden sağlamanın mümkün ve zaruri olduğu inancındayız.

Kişinin hürriyet ve güvenliğinin gerçek garantisini hür, demokratik nizamın kesintisiz işlemesinde ve milli irade üstünlüğünün her şartla geçerli kalmasında görüyoruz.

MADDE 4 - Hür ve demokratik Batı ülkeleri insanının hak ve hürriyetlerini korumakta sahip olduğu hukuki garantileri Türk vatandaşı için de sağlamak hedefimizdir.

KAMU DÜZENİNİN KORUNMASI

MADDE 5 - Hangi maksat ve vasıta ile yapılmış olursa olsun, anarşi, terör ve bölücülüğü, kişinin temel haklarını ortadan kaldıran veya kullanılmasını engelleyen bütün eylemleri Devletin ve toplumun güvenliğine yönelmiş, bertaraf edilmesi bütün Devlet organlarının görevi olan faaliyetler sayarız. Her meşru vasıta ile karşısında oluruz.

Anayasal kuruluşlar, bütün Devlet organları, gerçek ve tüzel kişiler toplumun ve Devletin güvenliğini zedeleyici davranışlardan kaçınma durumundadırlar.

Devletin ve Cemiyetin güvenliği, bütünlüğünün muhafazası ve devamlılığının tehlikeden uzak olmasıdır.

Hiçbir yetki ve hürriyetin Devlet ve toplum güvenliği aleyhine kullanılmasına müsamaha edilemeyeceği gibi, Devlet ve toplum güvenliği bahane edilerek, hiçbir hürriyetin ortada kaldırılması veya sürekli kısıtlanması kabul edilemez.

MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜN KORUNMASI

MADDE 6 - Irk, din, mezhep, kültür, mahalli gelenek farklılıkları oluşturmaya veya bunları tahrik ederek milli bu tünlüğü bozmaya yönelik cereyanlara karşı durmayı; ilim fikir ve vicdan hürriyeti alanındaki gelişmeler için şart olar. müsamahayı baltalayacak taassup ve hurafelerden milletimizi masun tutmayı milli görev sayarız.

Ülkenin bütünlüğü, bölünmezliği münakaşa edilemez Milletin birliğini zedeleyici. tehdit veya tehlikeye maruz bırakıcı bütün davranışlara karşıyız.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

MADDE 7 - Hukuk Devletinin bütün müesseseleri ile tesisi ve korunmasını başlıca görev biliriz.

Kanunun herkes için eşit uygulanmasını sağlamak ve kişilerin ve yöneticilerin hak, yetki ve sorumluluklarının önceden belirlenmiş, aleni ve milli irade kararlan ile kabul edilmiş kaidelere tabi olması hukuk devletinin şartıdır.

EGEMENLİK

MADDE 8 - Rejimin temel ilkesi, vazgeçilmez kısmen dahi olsa devredilmez, taviz verilmez prensibi “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” Anayasa hükmüdür.

Bu hükmü, Atatürk ilkelerinin esası, milletin kendi kaderini tayin hakkı sayarız.

Milli iradenin üstün irade olması, bütün Devlet güç ve yetkilerinin milli iradenin tercihine dayanmaları halinde meşru olabileceği inancındayız.

Egemenlik hakkı ile ilgili yetkilerin kullanılmasını, milli iradenin önceden müsaadesi ve sürekli denetiminde mümkün görürüz.

MEŞRUİYET

MADDE 9 - Anayasa ve Cumhuriyet Kanunlarına ülkede yaşayan bütün fert]erin ve bütün Devlet organlarının saygı ve riayetini şart görürüz.

Anayasa dahil, kaide koyma yetkisi münhasıran Egemenlik halkının salıibindedir. Koyduğu kaideleri aynı usul içinde kaldırmak veya değiştirmek milli iradenin kararına bağlıdır.

ÜSTÜN ORTAK DEĞERLER

MADDE 10- Milli birliğimizin ve bekamızın sahip olduğumuz milli, tarihi değerlerin, hars ve kültürün, milli ve manevi inanç ve şuurun, dilimizin korunmasına bağlı olduğu inancındayız.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

MADDE 11 - Türk Milliyetçiliğini, büyük milletimizin bütünlüğünü ve beraberliğini sağlamak, milli ihtiyaç ve menfaatleri her türlü şahıs ve zümre menfaatinin üstünde tutmak, nesiller arasında şuurlu bir tesanüt kurmak, milli, tarihi ve manevi değerlere saygı göstermek ve yeni nesilleri milli tarih şuuru içinde, milli gerçeklere bağlı olarak yetiştirmek manasında anlıyoruz.

Milliyetçilik anlayışımız, milli hudutlar içinde birleştirici ve bütünleştiricidir.

LAİKLİK

MADDE 12 - Türkiye Cumhuriyeti laik bir Devlettir. Laik Devlet, dine karşı, inançlara karşı Devlet değildir.

Laik Devlet, idaresinin kaideleri dine dayalı olmayan Devlettir. Kimse sahip olduğu inanç yüzünden, laik Devlette, kınanamaz. Laik Devlette inanç yasak edilemeyeceği gibi, kimse de inanç sahibi olmaya zorlanamaz.

Her vatandaşın mensup olduğu din ve inancın icabı olan ibadeti serbestçe icra hakkına sahip olduğu inancındayız.

Laikliği, fikri ve vicdanı hür bir cemiyet için gerekli bir unsur olarak görürüz.

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN TEMİNATI

MADDE 13 - Anayasa, kanunlar ve hukukun temel prensiplerine fertlerin ve bizzat Devletin, kesiksiz riayeti, hürriyet nizamının vazgeçilmez şartıdır.

Basın hürriyetini, radyo ve televizyonun temel Devlet yapısının savunucusu olmasını ve tarafsız idaresini, fikri ve akademik hürriyetleri, tarafsız mahkemeler ve hakim teminatı ile idarenin hukuki murakabesini, temel hak ve hürriyetlerin garantisi sayarız.
 

İKİNCİ BÖLÜM
CUMHURİYETİN TEMEL MÜESSESELERİ


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MADDE 14 - Hür, genel, tek dereceli seçimlerle oluşmuş, Millet adına Egemenlik hak ve yetkisini kullanabilen, rejimin en yüce müessesesidir

TBMM ülkede belli bir oranda taraflara sahip Anayasal düzene aykırı olmayan fikir gruplarının temsiline imkan verici, ancak, istikrarlı hükümetlerin kurulması ve yaşamasını mümkün kılacak bir yapıya sahip olmalıdır.

Kanun yapabilir, denetleme yapabilir bir organ olarak sürekli işlerliğini sağlayan engellemeleri aşan, icabında kendisini yenileyebilen kaidelere sahip olmasını gerekli görürüz.

CUMHURBAŞKANI

MADDE 15 - Cumhurbaşkanını, ülkenin ve milletin bütünlüğünü temsil eden, sahip olduğu büyük manevi prestij sayesinde Anayasal organlar arasındaki ahengin korunmasını gözeten, partilerüstü tarafsız, bilgi hizmet ve tecrübesi ile geniş bir milli güveni haiz, şahsiyeti ile demokratik düzenin üst denge unsuru olarak görüyoruz.

YARGI

MADDE 16 - Kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını, hukukun üstünlüğünün sağlanmasını, tarafsız, bağımsız ve adil yargı gücünün ucuz ve sür'atli işlemesine bağlı görürüz.

Yargının, tarafsızlığını zedeleyici etkilerden korunabilmesi, özlük haklarının tümünü ihtiva edecek şumulde hakim teminatının sağlanmasına bağlıdır.

Anayasa Mahkemesi kararları ile, Egemenlik hakkının gerçek sahibinin iradesi arasında çelişki olmamasını zaruri görürüz.

Adalet personelinin hayat şartları, bina ve araç durumlarını, kısa sürede güvenilir ve süratli adalet tevziine müsait seviyeye getirme kararındayız.

BAKANLAR KURULU

MADDE 17 - Bakanlar Kurulu, bütün rejimin en önemli organlarından biridir.

Yürütme yetki ve görevini icra eden bu organın, bu faaliyetinin istikrar ve ahengi gerektirdiği inancındayız. Yasama ve yargı dışındaki bütün kuruluşların, özelliklerine uygun idari istisnaları olmakla birlikte hepsinin hükümetin emrinde ve ona karşı sorumlu olduğu gerçeğinden hiçbir şartta fedakarlık yapılmaması gereğini savunuruz.

İdari kararların yargı denetimine tabi oluşunu hukuk devletinin gereği sayarız. Ancak, bu denetimin idare yerine karar verme, takdir yetkisinin kısıtlama veya idarenin kararlarının geçerliliğini şüpheli hale düşürme sonucuna varmasını doğru bulmayız.

ÖZERK VE BAĞIMSIZ KURULUŞLAR

MADDE 18 - Özerkliği, kamu hizmetinin daha sür'atli, fikri faaliyetlerin daha tarafsız ve bağımsız yapılabilmesini temin için bazı müesseselerin genel idarenin birtakım kaidelerinin dışında tutulması olarak anlamaktayız. Özerklik veya bağımsızlık hükümranlık şeklinde anlaşılamaz.

Üniversitelerin ilmi, bağımsızlığının gerekleri yerine getirilirken, ülkenin mali gücü, insan gücü kaynaklan ve istihdam politikaları bertaraf edilemez.

GÜVENLİK HİZMETLERİ

MADDE 19 - Ülkenin iç düzeninin korunması, asayiş ve huzurun sağlanması, anarşi, terör ve bölücülük teşebbüsleri ile sürekli ve tesirli mücadelenin sürdürülerek bunların tehdit olmaktan çıkarılması, güvenlik kuvvetlerinin görevidir.

Güvenlik kuvvetlerinin, vatan savunmasının, ülkenin stratejik konumu dikkate alınarak, gerektiği seviyede teçhizi için iç ve dış bütün imkanların harekete geçirilmesini zaruri görürüz.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, vatan savunmasının, ülkenin stratejik konumu dikkate alınarak, gerektiği seviyede teçhizi için iç ve dış bütün imkanların harekete geçirilmesini zaruri görürüz.

MAHALLİ İDARELER

MADDE 20 - Mahalli idarelerin mali imkanlarının, hizmetleri yeterli düzeyde gerçekleştirecek kendi gelirleri olarak sağlanması esastır. Belirli zaruri kamu hizmetlerinin sağlanamamasında gerektiğinde genel bütçeden yardım yapılmalıdır.

Mahalli idarelerin merkezi idare ile münasebetleri, denetlenmeleri demokratik vasıflarını zedelemeyecek, ancak, kamu vesayetini tesirli kılacak kaidelere bağlanmalıdır.

SİYASİ PARTİLER

MADDE 21 - Siyasi teşkilatlanma hürriyeti demokratik rejimin başta gelen göstergesidir. Siyasi Partilerin memleketin idaresi hakkında farklı fikir ve metodlara sahip olmaları ve bunları savunmalarını tabii buluruz. Ancak siyasi mücadelenin rejimi tahrip etmeden ve Devleti tehlikeye düşürmeden yapılmasını da zaruri görüyoruz.

Rejimin gayrimeşru saymadığı bütün fikirler siyasi teşkilatlanma imkanı bulabilmelidir

Siyasi Partilerin iç idarelerinde, demokrasi usul ve teamüllerin, tatbik edilmesini milli iradenin serbestçe, tecellisi bakımından gerekli görürüz.

KAMU PERSONELİ

MADDE 22 - Kamu hizmetinde çalışanlarla ilgili Devlet politikası, hizmetin vatandaşa kolay seviyeli, yerinde ve yeterince ulaştırılması esasına göre tespit edilmelidir.

Kamu personelinin çalıştırılmasında güçlük çekilen bölge ve hizmetlerde görevi cazip kılıcı imkanlar sağlayarak eksiklikler giderilmeli, mecburi hizmet en son ve zaruri halde mahdut bir uygulama olarak tutulmalıdır.

Ehliyet, kıdem ve sorumluluk personel rejiminin esasını teşkil etmeli, yüksek vasıflı teknisyen ve idarecilerin gerektiğinde Devlet kadrolarına alınmasını veya orada tutulmasını mümkün kılan elastikiyete sahip olmalıdır.

Kamu personeline yıllık fiyat artışlarını dikkate alan, kıdem ve üstlenilen görevin sorumluluğuna göre bir ücret rejimini gerekli görürüz.

Kamu hizmetinde çalışanların statülerinin Devlet tasarrufları ile değiştirilmelerine müktesep hakların korunması öncelikle gözetilmelidir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
EKONOMİK DÜZEN

KARMA EKONOMİ ANLAYIŞIMIZ

MADDE 23 - Ekonomik düzen hürriyetçi demokratik rejimin güçlenmesi, kişinin hürriyet içinde refaha kavuşması gayesini gerçekleştirmelidir

Mülkiyet, miras, hür teşebbüs kurma, dilediği işi seçme haklarının kişinin vazgeçilmez temel haklarından olduğuna inanırız

Ekonomik hayatta Devletin gerektiğinde üretici, genelde düzenleyici destekleyici ve caydırıcı tesirli bir role sahip olması gereğine inanırız.

Serbest piyasa ve rekabet nizamını gerçekleştirmek ve ekonomiyi bu düzende geliştirmek kararındayız.

Kalkınmanın plana bağlanarak gerçekleştirilmesini gerekli görürüz.

Planlamanın gayesi, Devletin bütün ekonomik faaliyetlerini merkezi bir plana bağlamak değildir.

Kalkınma planları, kamu için emredici olacaktır. Hür teşebbüs düzeni için orta ve uzun vadeli hedef ve politikaları belirleyerek yol gösterici, yönlendirici, özendirici veya caydırıcı olacaktır. Serbest piyasa nizamım engellemeyecek İstikrar içinde gelişmesini sağlayacaktır.

İKTİSADİ VE MALİ POLİTİKALARIN GAYESİ

MADDE 24- İktisadi ve mali politikaların gayesi:

Kaynakları en rasyonel şekilde kalkınmanın emrine verme.

Hızlı kalkınma,

Sürekli ve dengeli büyüme,

İşsizliği asgari düzeye indirme,

Refahı tabana yayma,

Sosyal güvenlik imkanlarını artırmak,

Güçlü ve müreffeh Türkiye idealine varmaktır.

SANAYİ POLİTİKALARI

MADDE 25 - Sanayide gelişme için aşağıdaki ilkelere uyulmasını zaruri görürüz.

Rekabet gücü olan sanayi: Kapasitesi, teknolojisi, ürününün vasfı, standardı ve maliyeti benzer mamullerle iç ve dış pazarlarda boy Ölçüşebilecek sanayidir. Yeni kurulacak sanayi bu şartlara uygun kurulmalı, mevcutlar ise, bu şartlara uydurulmalıdır

Öncelikle yerli ham madde ve işgücünü birlikte ve ayrı ayrı değerlendirmeye elverişli sanayi kurulmalıdır.

Yüksek istihdam imkanı veren işgücü yoğun sanayi öncelikle kurulmalıdır Sanayileşme ile istihdam problemine müessir çözüm getirebileceği inancındayız. Ancak, işgücü yoğun sanayii teknolojik gerekleri ve gelişmeleri terketmeden gerçekleştirmek zaruridir.

Yeni ihraç imkanı veren sanayi kurulmalıdır.

Modem ilim, teknoloji ve idareyi Türkiye'ye getirecek vasıfta sanayi kurulmalıdır. Kurulu sanayi gelişmeleri takip edebilecek ve kendini bunlara uyduracak bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Özel himayelere, sun'i desteklere muhtaç olmayan, yaşama gücü olan bir sanayi kurulmalıdır.

Sanayileşmenin süratle gerçekleşmesi için siyasi istikrarı ekonomik ve mali politikalarda kararlılık ve devamlılığı zaruri görürüz.

Sanayileşmenin yukarıda belirtilen şartlara uygun gerçekleşebilmesi için, kalkınma planları kuruluş safhasından itibaren, yönlendirici ve özerıdirici mekanizmaları derpiş etmelidir.

Sanayiin ülke sathında dengeli dağılımı ekonomik ve sosyal icapla dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.

KÜÇÜK SANAYİ

MADDE 26 - Küçük sanayiin gelişmesinin desteklenmesine önem veririz.

Küçük sanayi, lüzumlu teknik bilgi pazarlama organizasyonu, kredi ve benzeri yardımlar sağlanarak desteklenmelidir.

Her boydan sanayiin günden güne daha gelişmiş altyapıya ihtiyacı olmaktadır. Bu ihtiyacın sanayi siteleri ve sanayi bölgeleri tesisi ile karşılanmasını Devletin öncelikli ifa etmesi gerekli görevlerinden biri sayarız.

TARIM

MADDE 27 - Tarım politikalarının gayesi: Toprak insan ilişkilerini, kişinin dilediği işi seçme hürriyeti, azami verim ve istihdam meselelerini dikkate alarak düzenlemek

Modem teknoloji girdilerle verimliliği arttırmak.

Toprak ıslahı, korunması ve sulama imkanlarını genişletmek.

Tarıma dayalı sanayii yaygınlaştırmak.

Köye ve köylüye bu politikalar vasıta ile refahı ve medeniyet nimetlerini götürmektir.

Çiftçinin topraklandırılmasını zaruri görürüz, Ancak, bunun dar manda toprak dağıtımı şeklinde değil, zirai kalkınmayı sağlayacak bir büyük programın parçası olarak görürüz.

ESNAF VE ZANAATKARLAR

MADDE 28 - Esnaf ve zanaatkarın sermaye, kredi, hammadde ihtiyaçlarını karşılayabilmek, mamullerini değerlendirmek için, teşkilatlanmalarının teşvik etmek Devletin teknik ve mali imkanları ile kendilerine destek olmak gerektiğine kaniiz.

Gerek sanayiin desteklenmesi, gerekse istihdam probleminin hallinde küçük işyeri sahiplerinin önemli rolleri olduğuna inanırız.

ENERJİ POLİTİKALARI

MADDE 29 - Enerji konusunu, sanayileşme medenileşme ve kalkınmanın temel unsurlarının başında görmekteyiz. Enerji kıtlığı beraberinde geri kalmışlığı ve fakirliği getirdiğinden konuya doktriner katılıklardan uzak bir görüşle bakarız.

Hedefimiz, öncelikle milli kaynaklara dayalı, ucuz kalkınma ihtiyaçlarına zamanında ve yeterince cevap veren enerji üretimidir.

Sahip olduğumuz hidrolik ve termik kaynakların sür'atle değerlendirilmesine öncelik verilmelidir. Ancak, öz kaynaklarımızdan yeterli enerjiyi üretene kadar enerji ithaline veya petrole dayalı enerji üretimine devamını kaçınılmaz görürüz.

Türk vatandaşının fen başına enerji tüketiminde gelişmiş ülkeler seviyesine bir an önce varması için gerekli bütün gayretin sarfedilmesine taraftanz.

Jeotermal ve tabii gaz, biogaz gibi yerli enerji kaynaklarının süratle geliştirilmesi, nükleer enerji üretiminin ülkemiz için zaruri olduğu inancını taşırız.

Doğu Anadolu Kalkınma Projesini ve benzerlerini, sadece enerji meselesi değil, büyük bir istihdam imkanı, refahı sadece O bölgeye götürmek değil, bütün ülkenin dengeli kalkınması için hayati sayarız.

Bu ve benzeri projelerin özel yürütme modelleri ile gerçekleştirilmeleri, iç finansmanı için bir özel kalkınma fonu teşkilini gerekli görürüz.

TABİİ KAYNAKLAR

MADDE 30 - Madenlerimizin değerlendirilmesinden; aramadan işletmeye kadar, bütün faaliyetlerde büyük istihdam imkanı vermesini, sanayiimizin gelişmesine destek olmasını, sahip Olduğu ihracat potansiyeli ile döviz dengemize önemli katkılar beklenir.

Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yeraltı kaynaklarının, kamu veya özel sektör tarafından ayrı ayrı veya birlikte aranması veya işletilmesini uygun görürüz.

Devlete ait olan arama ve işletme hakkının gerçek ve tüzel kişilere devrinde, kamu veya özel teşebbüs için katı sınırlar düşünülmesine taraftarız.

Özel ve kamu kaynaklarının yeterli bulunmaması halinde veya yeni teknoloji ve önemli dış pazar imkanı getirilmesi şartı ile belli sahalarda yabancı sermayeden istifade edilmesinde sakınca görmeyiz.

Maden rezervlerinin aranması ve tesbitinde başta petrol olmak üzere hammaddelerine öncelik verilmesini gerekli görürüz.

ULAŞTIRMA

MADDE 31 - Ulaştırma politikamız, Türkiye'nin her yerine her mevsimde ulaşabilme, en ekonomik ulaştırma sistem ve imkanlarını öncelikle destekleme, sosyal ve ekonomik gelişmeyi hızlandırıcı demiryolu, karayolu ve denizyolu bağlantılarını üretim ve tüketim bölgelerinin ihtiyaçlarını da dikkate alarak sağlamaktır. Ulaştırma sektöründen önemli miktarda döviz geliri sağlamayı mümkün görürüz.

Ekonomik gelişmenin icaplarını dikkate alan bir haberleşme sistemi, uydulardan yararlanma imkanı da dahil sür'atle yaygınlaştırılmalıdır.

EKONOMİK İSTİKRAR

MADDE 32 - Enflasyonla sürekli mücadele istikrar politikalarımızın ana unsurlarından birini teşkil eder. Ancak, enflasyonla mücadele kalkınmadan vazgeçmeden, orta ve dar gelirlilere bu mücadelenin yükünü adaletsiz bir şekilde yüklemeden yapılmalıdır.

Fiyat istikrarının fevkalade icaplar dışında idari müdahalelerle değil, ekonomik tedbirlerle sağlanmasını gerekli görürüz.

MALİ POLİTİKA

MADDE 33 - Mali idarenin, ekonomik gelişme ve gelir dağılımında denge sağlama bakımından, istikrarına büyük önem veririz.

Mali politikamızın esasını, milli tasarrufların arttırılması, kamu hizmetlerinin ve devletin diğer sosyal görevlerinin ifası için gerekli mali imkanları temin etmek, ekonominin istikrardan uzaklaştığı anlarda bütçe giderleri ve vergi gelirlerini buhranın aşılmasında birer vasıta olarak kullanmak, milli borç, para ve kredi politikaları yolu ile ekonominin gelişmesi ve istikrarın korunmasına müsai para arzını sağlamak, mali teşviklerle yatırımları ve tasarrufları yönlendirmek teşkil eder.

KAMU GELİRLER

MADDE 34 - Vergiyi, kamu hizmetlerini, devletin iktisadi ve sosyal görevlerini ifa için lüzumlu bir kaynak ve ekonomik ve mali politikaların uygulanmasında kullandığı müessir bir araç olarak görürüz.

Uygulanan vergi politikasının, vatandaşın kazancına ve gelirine serbestçe tasarruf etme yetkisini baltalayan, yeni teşebbüslerden vazgeçiren, sermaye birikimini önleyen veya cezalandıran sonuçlar doğurmaması gerekir.

Vergi ödeme iktidarı olan her vatandaşın mali gücü ile mütenasip olarak, adil ve genel esaslar dairesinde vergiye tabi tutulması lüzumuna ve ancak bu surette vergi adaletinin gerçekleşebileceğine inanıyoruz.

KAMBİYO POLİTİKALARI

MADDE 35 - Kambiyo mevzuatımız, dış ekonomik ilişkilerimizin bugünkü ihtiyaçlarına uygun değildir, eskimiştir, dağınıktır, güçleştirici ve lüzumunu kaybetmiş hükümler ihtiva eder.

Dış ticaret ve döviz kazandırıcı diğer muamelelerin ve dövizle ilgili işlemleri basitleştirici, kolaylaştırıcı uygulamaların öncelikle getirilmesini, serbest kambiyo rejimine tedricen geçişe elverişli bir sistemi, dış ekonomik münasebetlerimizin gelişmesi için zaruri sayarız:

YABANCI KAYNAK

MADDE 36 - Dış kaynağı, hedef alınan kalkınma hızını ve ekonominin dışardan temini gerekli zaruri ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli miktar ve zamanda, en uygun şekilde ve şartlarda elde etmek hedefimizdir.

Öncelikle milli ekonominin azami dış kaynak sağlayacak tarzda idare edilmesi gereklidir. Bu maksatla, ihracat, turizm, navlun gelirleri, işçi dövizleri, transit hizmetleri ve serbest bölge uygulamalarının sağlayacağı gelirler, dış ülkelerde Türk müteşebbislerinin aldıkları taahhüt işlerinin gelirlerinin arttırılması için, teşvik ve destek tedbirlerinin ihtiyaçlara uygun tarzda getirilmesi ve süratle asgari formalite ile uygulanmasını zaruri görürüz.

Yabancı sermaye ve dış kredi girişlerinin desteklenmesi ve kolaylaştırmasını sadece döviz açığının karşılaşması için değil, dış ekonomik ilişkilerimizin de geliştirilmesi bakımından gerekli sayarız.

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER

MADDE 37 - Avrupa Ekonomik Topluluğu ile işbirliği kalkınma hedeflerimizin gerçekleşmesinde bir itici faktör, sanayi ve tarım üretiminde rasyonelleşme vasıtası, Türkiye'nin dünya ticareti içinde artan bir oranda yer alma kararı olarak anlamaktayız. Ortak Pazar tam üyeliğimizin bir an önce gerçekleşmesini ülkenin menfaatine olduğu inancındayız.

Orta Doğu ve İslam ülkeleri ile ekonomik münasebetlerimizin geliştirilmesine özel önem verilmesine taraftarız.
 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SOSYAL POLİTİKALAR

EĞİTİM

MADDE 38 - Eğitimi Türkiye'nin bir numaralı meselesi olarak görüyoruz.

İnancımıza göre eğitim, hür, kişiliğine sahip, doğru düşünen, sıhhatli kararlar veren, ekonomik faaliyetlere katılabilmesi için gerekli asgari bilgi veya mahareti edinmiş vatandaş yetiştirme meselesidir. Beyinleri yıkamak değil, onları zenginleştirmek, insan vakarına sahip fertler yetiştirme meselesidir.

Milli eğitim meselesinin ele alınışı ve çözümünde aşağıdaki prensiplere uymayı gerekli görürüz.

Eğitimde tek taraflı telkin ve saplantılara imkan vermeyen bir sistem uygulanmalıdır. Hür demokratik Cumhuriyetin insanı, komünizmi de, faşizmi de tanıyan, demokratik hürriyetlerle mukayesesini yapabilen ve neticede kararını verebilecek fikri seviyeye sahip olmalıdır. Bunun için vatandaşa hürriyetin ne olduğunu, demokrasinin ne olduğunu, Cumhuriyetin ne olduğunu iyi öğretmeyi zaruri görürüz. Millet şuuru ve müşterek milli ideal eğitim yolu ile her vatandaşa intikal ettirilmelidir.

Eğitim, sebeplerden neticeye gitmeyi bilen, muhakeme kabiliyeti gelişmiş, düşünen ve ona göre tercih yapabilen insanı yetiştirmelidir.

Vatandaşlık ve demokrasi eğitimi, milli eğitimin gayelerinden biri olmalıdır. Hürriyetçi demokratik Cumhuriyet toplumu fertlerinin haklarının nelerden ibaret olduğunu, nasıl kazanıldığını, nasıl korunacağını, Devletin nasıl idare edildiğini, ne için öyle idare edildiğini, cemiyette hakim kaidelerin nasıl korunduğunu, üstün iradenin ne olduğunu, vatandaş ve O'nun iradesinin manasını ve hukukun üstünlüğünün ne olduğunu bilmeli, bunlara sahiplik şuuruna da erişmelidir.

Memleketin kalkınmasında insan gücü ihtiyaçlarına cevap veren bir eğitim sistemini şart sayarız. Sadece nazari bilgiler sonucu elde edilen diploma ile eğitimin gayesine varmasını mümkün görmüyoruz. Bütün seviyelerde, müstakil olabilmesi imkanı veren, kişiyi iş sahibi yapan bir meslek, san'at veya maharet kazandıran bir eğitim sistemi uygulanmasını zaruri görürüz. Buna üretici, eğitici eğitim diyoruz.

İfade etmiş olduğumuz prensiplere dayalı, milliyetçi, laik, hürriyetçi, medeniyetçi ve ilerici fikirlerin eğitim yolu ile Türk vatandaşına intikal ettirilmesini Devletin görevi sayarız. Bu vasıfları haiz eğitime Milli Eğitim diyoruz. Millete ve ülkeye yararlı eğitimden bunu anlıyoruz.

YAYGIN, SÜREKLİ EĞİTİM

MADDE 39 - Eğitimi, milletin tümünün tabii hakkı görürüz. Herkese kabiliyetini geliştirme imkanlarının sağlanması, eğitim sisteminin hedeflerinden biridir.

Öncelikle, temel eğitimin, mecburi eğitimin bütün vatandaşlara ulaştırılabilmesi için okulsuz köy bırakmamayı zaruri görürüz.

Eğitim ve öğretim okuldan sonraki safhada da devam etmektedir. Halk eğitimine özel önem veririz. Halk eğitimi çalışmalarının milliyetçi bir anlayışla, köy kalkınmamızı sağlamaya yardımcı olacak bir istikamette geliştirilmesini zaruri görürüz. Okulla onun dışında kalan diğer kültür ve eğitim müesseselerinin birbirini tamamlayacak şekilde faaliyet göstermeleri gerektiğine inanırız.

YÜKSEK ÖĞRETİM

MADDE 40 - Üniversitelerimizin memleket gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir eğitim programına sahip olmasını, araştırıcı ve uygulayıcı vasıfta gençler yetiştirmesini zaruri buluruz. İlmin hürriyet ortamında gelişebileceği, hür düşüncenin ise, yaratıcılığın kaynağı olduğu gerçeğini dikkate alarak, üniversitelerin ilmi çalışma ve araştırmalarını serbestçe yapabilmeleri için bilimsel özerkliğe sahip olmaları gerektiğine kaniiz. Özerkliği, belirttiğimiz maksat dışında, Devlete karşı bağımsız veya onun denetimine tabi olmama şeklinde anlamayız. Üniversitede çeşitli sistem ve fikirlerin tanıtılması ve tartışılması tabiidir. Ancak, hür demokratik nizamı tanımayan fikirlerin, diğerleri üzerine baskı kurması veya tek taraflı bir hürriyet anlayışı ile gençlere telkinini, bilimsel özerklik, ilim hürriyeti ve milli üniversite kavramı ile bağdaşır görmeyiz.

Üniversitelerimizin özellikle insangücü açığı olan alanlarda, kapasitelerinin arttırılması ve yeni kuruluşlarca takviyesini gerekli görürüz. Ancak, yüksek tahsil yapmak isteyen gençlerin meydana getirdiği büyük birikimi önlemek için, mevcut müesseselerin gece öğretimi, çift tedrisat ve benzeri uygulamalarla kapasitelerinin yükseltilmesini mümkün ve zaruri görürüz.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ

MADDE 41 - Eğitim, herkes için daha iyi yetişme, fikri ve bedeni gücünü değerlendirme vasıtasıdır. Bu vasıtaya bütün vatandaşların, bulundukları şartlar ve mali imkanları ne olursa olsun, sahip olmalarını sağlamak Devletin görevidir. Bu görevi vatandaşın haiz Olduğu kabiliyete göre en yüksek eğitim kademelerini kendisine açık tutmak olarak anlıyoruz.

Devlet ve mahalli idarelerce burslar ve krediler sağlanmasını ve bunun eğitimin her kademesini kapsayacak bir şumule ulaştırılmasını, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik faaliyette bulunan vakıf ve benzeri kuruluşların desteklenmesini, eğitim kuruluşları ile ilgili yatırımların bu önemli prensibi gerçekleştirmeye yarayacak şekilde yönlendirilmesini uygun buluruz.

ARAŞTIRMA, TEKNOLOJİ

MADDE 42 - Gelişen teknolojiyi yakından takip etmeyi yeterli görmeyiz. Ülkemiz bu gelişmelerin içinde olmalıdır. Teknoloji transferi için imkanlar esirgenmemeli, ancak, teknoloji üretimini destekleyici, araştırma elemanı yetiştirmek için bir özel programın uygulanmasını gerekli görürüz.

MİLLİ, MANEVİ DEĞERLER

MADDE 43 - Aynı milli ve manevi değerlere bağlılık ve ortak bir kültürü paylaşmanın, topluluğu millet yaptığı inancındayız.

Ecdadımızın bize bıraktığı eserlere sahip çıkmak onları sadece muhafaza etmek değil, zenginleştirerek devam ettirmeyi vazife sayarız.

Ortak inanışlarımıza bunların sembolü olan eser ve geleneklere, tarihi mirasa, san'at, edebiyat ve folklore, Devletin özel ilgi göstermesini, destek olmasını milli birliğimiz için önemli bir görev sayarız.

Sahip bulunduğumuz tarihi hazineler ve kültür mirasının, turizmin geliştirilmesinde ve Türk gerçeğinin dünyaya tanıtılmasındaki değeri müdrik olarak, bakım, onarım ve muhafazası sağlanmalıdır.

SAĞLIK

MADDE 44 - Halkın sağlığını korumak başta gelen kamu hizmetlerinden biridir. Devlet bu görevini öncelikle koruyucu şekilde yapmalıdır. Köy, kasaba ve şehirlerimizde çevre sağlığı şartlarının sağlanması, vatandaşın sağlığını tehdit eden her türlü fiziki, kimyevi ve biyolojik kirlilik ve tehlikelere karşı tedbir alınması, gelişmekte olan nesillerin ruh ve beden yapısına zarar verici tesirlerin önlenmesi, vatandaşa gerekli asgari sağlık eğitiminin verilmesini ve bu anlayışla koruyucu hekimlik uygulamasının programlanmasını Devletin öncelikle ifa edeceği görevlerden sayarız.

Verem, frengi, cüzzam mücadelesi ve tedavisi ruh hastalıkları gibi sosyal hastalıkların tedavisi Devlet tarafından kamu hizmeti şartlarında yürütülmelidir. Tedavi kuruluşları imkanlarından azami istifade şartları mutlaka sağlanmalıdır. Hekimsiz hastane, sağlık ocağı, aletsiz, teçhizatsız, ilaçsız hekim gibi çarpıklıklara sür'atle son verilerek mevcut sağlık personeli ve kuruluşlarından vatandaşın gereği gibi istifade imkanı sağlanmalıdır.

Hekimlerin modern tababet standartlarına sahip olmalarını temin ve kontrol, çalışma alanları ve bölgelerinin şartlarına göre ücretlerini düzenleme, hekimlerin ihtiyaca göre yurt sathına yayılmalarının kabil olduğu ölçüde zora başvurmadan sağlamak, sağlık politikamızın hedefidir.

SAĞLIK HİZMETLERİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI

MADDE 45 - Hedef, bütün vatandaşların koruyucu hekimlik hizmetlerinden yararlanması ve hastalıklarını tedavi imkanı bulabilmesidir. Bu maksatla Devlet, tıbbi ve cerrahi bakım ve tedavi kurumlarını bölge tesisleri halinde halkın ayağına götürmek, yoksul veya az gelirli vatandaşların her türlü bakım ve tedavi masraflarını genel sağlık sigortası fonlarına yapacağı desteklerle karşılamak durumundadır.

Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin vatandaşa güven verici olmasını, zamanında ve hırpalanmadan götürülmesini bir zaruret sayarız.

Bütün vatandaşların genel ve mecburi sağlık sigortası kapsamına alınması, yoksulların sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılanmasını, kamu ve özel bütün sağlık kuruluşlarında sigortalı hastanın bakımının mümkün olmasını, hastaya hekimini seçmek imkanının sağlanmasını zaruri görürüz.

Yardımcı sağlık personelinin yetiştirilmelerini bilgi ve maharetlerini arttırıcı imkanların kendilerine sağlanmasını gerekli görürüz.

ŞEHİRLEŞME, KONUT

MADDE 46 - Sür'atli kalkınmayı hedef aldığımız ve bunun gereği olarak sanayiin gelişmesini desteklediğimize göre, büyük nüfus hareketleri ve hızlı şehirleşmeyi kaçınılmaz görürüz. Hızlı şehirleşmenin ortaya çıkardığı altyapı yetersizliği, çevre kirlenmesi, mesken darlığı ve benzeri meselelerin Devlet tarafından, özel ilgi ve programla sür'atle halline gidilmesini zaruri görürüz.

Herkesin bir meskene sahip olması hedefimizdir. Gecekondu problemini sosyal mesken ve mevcutlardan, ıslahı mümkün olanların, belli bir plan içinde ıslahı yolu ile çözümü, konut meselesinde Devletin emrivakileri düzenleme yerine önceden tedbir almasını, bu maksatla, şehir gelişme alanlarında altyapısı hazırlanmış, önceden planlanmış arsaların alt gelir gruplarındaki vatandaşlardan ev yapacaklara, belli vasıflara uygun inşaat yapmaları şartı ile kredili olarak verilmesini, böylelikle yeni gecekondu yapılmasının önlenmesi ve mevcutların ıslahında bu yoldan da faydalanılmasını uygun buluruz.

Yapı tasarrufu mevduat hesaplarına vergi ve benzeri kolaylıklar sağlayarak teşvik edilmelerini faydalı buluruz. Konut meselesinin hallinde, Devletin özellikle mahrumiyet bölgelerinde sosyal konut ve lojman inşaatına önem vermesini lüzumlu buluruz. Genel olarak, düşük gelir gruplarının bir meskene sahip olabilmeleri için, ucuz arsa, ucuz kredi, ucuz inşaat malzemesi ve standart planlarla kendilerine yardım etmeyi zaruri sayarız.

ÇALIŞMA HAYATI

MADDE 47 - Ekonomik gelişme ve kalkınma ve bununla birlikte gelişen şehirleşme, iş ve işçi meselelerini, çalışma şartları ve güvenliğinin düzenlenmesi ve teminat altına alınmasını gerekli kılmaktadır.

Türk işçisinin ve çalışma hayatının meselelerinin halledilmesini sosyal refah devletine ulaşmanın şartı sayarız.

İşsizliği en büyük adaletsizlik addederiz. Tam istihdama ulaşmak hedefimizdir. Buna ulaşacak yegane rasyonel yol ise, kalkınma ve ekonomik büyümedir. Çalışanların refah ve güvenliğinin sağlanması, Türk işçisinin kalkınmadan kendisine düşen adil payı, emeğinin ve alın terinin karşılığını alması, çalışanların yarınlarının garanti altına alınması, çalışamadığı veya iş bulamadığı zaman çaresizliğe terk edilmemesi, ücretverimlilik arasındaki münasebetin iyi belirlenmesi, iş güvenliği ve iş barışı tedbirlerinin geliştirilmesi, işçi emeklilerinin imkanlarının değişen hayat şartlarına göre ayarlanması, işçi tasarruflarının değerlendirilmesi ve işçinin bizzat iş sahibi olma gayretlerinin desteklenmesi, çalışma hayatının düzenlenmesinde tahakkukuna çalışacağımız hedeflerimizdir.

SENDİKAL HAKLAR

MADDE 48 - Mesleki dayanışma, mensuplarının ortak menfaatlerini koruma, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, milli gelir ve kalkınma şartlarına uygun ücretin teşekkülü gibi çalışma hayatının düzenlenmesi ve iş barışının sağlanmasında sendikal faaliyetleri faydalı ve zaruri görürüz.

Hür sendikacılığı, demokratik düzenin ayrılmaz bir parçası sayarız. Sendikal faaliyetlerin siyasi maksatlara alet edilmesi ve haksız bir baskı aracı olarak kullanılmasına karşıyız. Sendika-işçi, sendika-işyeri ve işveren münasebetlerinin kişi hürriyetlerini bertaraf etmeyecek, ülke ekonomisi ve gelişmesinin zaruretlerini, sendikal hakların kullanma imkanını kısıtlamadan dikkate alacak tarzda düzenlenmesi zaruretine inanırız. Grev ve lokavt haklarının bu anlayış içinde ve dikkatle uygulanmasını gerekli görürüz.

Çalışma şartlarının düzenlenmesi ve hak edilen ücretin alınabilmesi için toplu pazarlık ve sözleşme mekanizmalarının serbestçe işlemesine taraftarız. Toplu sözleşmelerle belirlenecek ücret seviyelerinin yurt çapında benzer işkolları. Kamu ve özel kesim için dengeli olmasını sağlayacak tedbirlerin Devlet tarafından alınmasını sosyal devlet olmanın gereği sayarız.

İşçi-işveren münasebetlerinin zıtlaşma yolu ile değil, mevcut işyerinin mevcudiyeti ve üretimin devamı, ortak menfaat gerçeği dikkate alınarak barış ve anlayışla düzenlenmesini doğru buluruz.

SOSYAL GÜVENLİK

MADDE 49 - Her Türk vatandaşını yarınından emin halde huzur ve emniyet içinde yaşatmak gayemizdir. Sosyal güvenliği, kişinin yarın korkusundan kurtulmasının şartı sayıyoruz. Hasta olunca perişan olmaktan, yaşlılıkta veya iş kazası benzeri herhangi bir sebeple çalışamaz hale gelince başkasına muhtaç olmaktan koruyan bir teminat olarak herkesin sosyal güvenliğe kavuşmasını, sosyal politikalarımızın başlıca hedeflerinden biri saymaktayız.

Çalışanlara, hangi sektörde olursa olsun, öncelikle sosyal güvenlik imkanını götürmeyi ve tedricen bu imkandan bütün vatandaşların istifadesini sağlamayı zaruri sayarız.

Sosyal güvenlik kuruluşlarının işleyiş ve uygulamalarını ahenkleştirmeyi gerekli görmekteyiz.

KORUNMAYA MUHTAÇ KİŞİLER

MADDE 50 - Yaşlı, kimsesiz ve muhtaçların hayatlarının idamesini sağlamayı cemiyetin görevi sayarız. Yaşlı ve muhtaçların, asgari yaşama şartını sağlayacak bir gelire kavuşturulmaları şarttır. 65 yaşını geçmiş muhtaçlar hakkındaki uygulamayı, daha kolay işler hale getirerek yaygınlaştırmayı ve yaşlılara sağlanan imkanı ekonominin gelişmesine mütenasip olarak arttırmayı gerekli görürüz.

65 yaşını geçen muhtaçlara yapılan bu uygulamayı zamanla yaşlılık sigortasına dönüştürmeyi uygun buluruz.

ÇOCUKLARIN KORUNMASI

MADDE 51 - Sahipsiz, kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocuklar ile, özel eğitim ve bakımı gerekli çocukların himayesinde Devletin özel bir sorumluluk taşıdığı inancındayız. Devlet ve mahalli idarelerin bu çocukların barınmaları, bakılmaları ve yetiştirilmeleri için imkanlarını zorlayarak gerekli kuruluşlarını yeterli hale getirmelerini zaruri görürüz.

Çalışan ana ve babaların küçük çocukları için yuva ve kreşler, kuruluşlar tarafından Devletin nezaretinde ve lüzumunda katkısıyla yeterince sağlanmalıdır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
DIŞ POLİTİKA

DIŞ POLİTİKAMIZIN ESASLARI

MADDE 52 - Dış politikamız, ülkenin güvenliğini sürekli sağlama, barış içinde yaşama ve dünya barışına katkıda bulunma, Birleşmiş Milletler Anayasa'sının genel prensiplerine uygun olarak dış ilişkileri geliştirme, ikili ilişkilerde hak ve muamele eşitliği ve menfaat dengesinin sağlanması, ekonomik ve sosyal münasebetlerimizin, öncelikle yakın komşularımızla geliştirilmesi esasına dayanır.


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »